RİSKİ GÖEMEK YETMEZ, YÖNETMEK İÇİN ZAMAN AYIRMAK GEREKİR

RİSKİ GÖEMEK YETMEZ, YÖNETMEK İÇİN ZAMAN AYIRMAK GEREKİR
Yayınlama: 31.07.2026
4
A+
A-

Günümüz iş dünyasında artık hiçbir şirket “Bana bir şey olmaz.” diyerek yoluna devam edemez. Ekonomik krizler, savaşlar, jeopolitik gerilimler, siber saldırılar, iklim değişikliği, enerji fiyatları, tedarik zincirindeki kırılmalar ve teknolojik dönüşüm şirketlerin karşısına aynı anda çıkabiliyor. Böylesine karmaşık bir dönemde şirketleri ayakta tutacak en önemli unsur ise güçlü bir risk yönetimi anlayışıdır.

EY ile Yönetim Kurulu Üyeleri Derneği’nin (YÜD) birlikte gerçekleştirdiği Türkiye Yönetim Kurulu Barometresi de tam olarak bu gerçeğe ışık tutuyor. Araştırmanın en dikkat çekici sonucu ise oldukça düşündürücü. Şirketlerin büyük bölümü risklerin farkında. Risk komiteleri kurulmuş, raporlamalar yapılıyor, organizasyon yapıları oluşturulmuş. Ancak iş, yönetim kurullarının bu konuya ayırdığı zamana gelince tablo değişiyor.

Bir başka ifadeyle şirketler risk yönetiminin önemini kabul ediyor ama yönetim kurulları bu konuya yeterince zaman ayırmıyor.

Aslında risk yönetimi sadece tehlikeleri listelemek değildir. Asıl önemli olan, o riskler gerçekleşmeden önce gerekli tedbirleri alabilmektir. Çünkü kriz kapıyı çaldığında hazırlık yapmak için artık çok geç olabilir.

RİSKİ GÖEMEK YETMEZ, YÖNETMEK İÇİN ZAMAN AYIRMAK GEREKİR

Araştırmaya göre şirketlerin yaklaşık yarısında risk yönetimi doğrudan Risk Komitesi tarafından yürütülüyor. Bir kısmında ise Denetim ve Risk Komitesi bu görevi üstleniyor. Ancak komite üyelerinin önemli bölümü ayda yalnızca birkaç saatini bu konuya ayırabiliyor. Hatta katılımcıların yaklaşık üçte biri herhangi bir risk komitesinde görev bile almıyor.

Oysa günümüzde şirketlerin karşı karşıya olduğu tehditler geçmiş yıllara göre çok daha karmaşık hale geldi. Artık yalnızca finansal tabloları incelemek yeterli olmuyor. Siber güvenlikten yapay zekâya, iklim değişikliğinden küresel ticaret savaşlarına kadar onlarca başlık aynı anda yönetilmeyi bekliyor.

Araştırmanın ortaya koyduğu bir diğer önemli gerçek ise ekonomik risklerin açık ara ilk sırada yer alması.

Türkiye gibi yüksek enflasyonla mücadele eden, döviz kurlarındaki dalgalanmaları yakından yaşayan ve küresel gelişmelerden hızla etkilenen bir ülkede bunun şaşırtıcı olmadığını düşünüyorum. Şirket yöneticileri de öncelikle ekonomik belirsizlikleri risk olarak görüyor. Jeopolitik gelişmeler ikinci sırada gelirken, politik riskler de önemli başlıklar arasında yer alıyor.

Aslında son birkaç yıl yaşanan olaylar bunu fazlasıyla gösterdi.

Pandemi…

Rusya-Ukrayna savaşı…

Orta Doğu’daki gerilimler…

Kızıldeniz ve Hürmüz Boğazı’ndaki krizler…

Enerji fiyatlarındaki sert yükselişler…

Tedarik zincirindeki kırılmalar…

Bütün bunlar şirketlerin sadece üretim planlarını değil, yatırım kararlarını da doğrudan etkiledi.

Eskiden risk yönetimi daha çok muhasebe ve finans bölümlerinin konusu olarak görülürdü. Bugün ise yönetim kurullarının en önemli gündem maddelerinden biri olmak zorunda.

Araştırmaya katılan yöneticilerin önemli bölümü şirketlerinin mevcut risk stratejilerinden memnun olduklarını ifade ediyor. Ekonomik riskler, dijital dönüşüm, siber güvenlik ve tedarik zinciri konusunda şirketlerin önemli bir kısmı kendisini yeterli görüyor.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta var.

Risk yönetiminde “Kendimizi yeterli görüyoruz.” demek tek başına yeterli değildir.

Çünkü riskler sürekli değişiyor.

Dün gündemde olmayan bir gelişme bugün milyarlarca liralık zarara neden olabiliyor.

Yapay zekâ bunun en güzel örneklerinden biri.

Birkaç yıl öncesine kadar şirketlerin gündeminde olmayan yapay zekâ bugün hem büyük fırsatlar hem de yeni riskler oluşturuyor.

Siber saldırılar da aynı şekilde her geçen gün daha karmaşık hale geliyor. Artık yalnızca büyük şirketler değil, küçük işletmeler bile hackerların hedefi olabiliyor.

Bu nedenle risk yönetiminin de sürekli güncellenmesi gerekiyor.

Araştırmada dikkatimi çeken bir başka konu ise insan kaynağına ilişkin değerlendirmeler oldu.

Şirketlerin yalnızca yarısından biraz fazlası yetenek yönetimi konusunda doğru strateji uyguladığını düşünüyor.

Oysa teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin şirketleri başarıya götüren en önemli unsur yine insandır.

Nitelikli çalışanını kaybeden bir şirket, sahip olduğu teknolojiye rağmen rekabet avantajını kısa sürede kaybedebilir.

Aynı durum sürdürülebilirlik ve iklim riskleri için de geçerli.

Artık çevresel riskler yalnızca çevrecilerin konuştuğu bir konu olmaktan çıktı.

Kuraklık…

Su kaynaklarının azalması…

Aşırı hava olayları…

Enerji maliyetleri…

Karbon düzenlemeleri…

Bütün bunlar doğrudan şirket bilançolarını etkileyen ekonomik faktörler haline geldi.

Bu nedenle sürdürülebilirlik artık bir sosyal sorumluluk projesi değil, aynı zamanda bir rekabet stratejisidir.

EY Türkiye Risk Danışmanlığı ekibinin değerlendirmesinde önemli bir noktanın altı çiziliyor.

Geleneksel risk yönetimi anlayışı artık tek başına yeterli değil.

Gerçekten de günümüzde riskler tek tek gelmiyor.

Ekonomik kriz yaşanırken aynı anda siber saldırılar artabiliyor.

Jeopolitik gerilimler sürerken enerji fiyatları yükselebiliyor.

İklim kaynaklı afetler üretimi durdurabiliyor.

İşte tam da bu nedenle şirketlerin çok boyutlu risk yönetimi anlayışına geçmeleri gerekiyor.

Yapay zekâ, büyük veri analizi ve makine öğrenmesi gibi teknolojilerin risk yönetimine entegre edilmesi artık bir tercih değil, zorunluluk haline geliyor.

Benim kanaatime göre yönetim kurullarının en büyük görevi yalnızca bugünü yönetmek değil, geleceği öngörebilmektir.

Risk yönetimi de tam olarak bunu sağlar.

Kriz yaşandıktan sonra çözüm üretmek yöneticilik değildir.

Asıl başarı, kriz daha ortaya çıkmadan gerekli önlemleri alabilmektir.

Sonuç olarak EY ve YÜD araştırması Türkiye’deki şirketler açısından önemli bir fotoğraf ortaya koyuyor.

Risk yönetimi konusunda farkındalık artıyor.

Komiteler kuruluyor.

Stratejiler hazırlanıyor.

Ancak bütün bunların etkili olabilmesi için yönetim kurullarının risk yönetimine daha fazla zaman ayırması, daha fazla sorgulaması ve daha fazla stratejik bakış geliştirmesi gerekiyor.

Çünkü günümüz dünyasında en büyük risk, riskleri hafife almaktır. Güçlü şirketler yalnızca iyi ürün üretenler değil, olası tehlikeleri önceden görebilen ve buna göre hareket edebilen şirketler olacaktır.

RİSKİ GÖEMEK YETMEZ, YÖNETMEK İÇİN ZAMAN AYIRMAK GEREKİR

 

SAVUNMA GAZETESİ