Atılım Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Tevfik Bulut, küresel salgınlara karşı ülkelerin hazırlık düzeyini ölçmede uzun yıllardır tartışılan “Hazırlık Paradoksu”na çözüm getiren yeni bir yöntem geliştirerek uluslararası bilim dünyasında önemli bir başarıya imza attı. Biyogüvenlik alanında geliştirilen ve “Biyorisk Odaklı Dalga Boyu (BFW)” olarak adlandırılan model, klasik ölçüm yaklaşımlarının ötesine geçerek ülkelerin kriz anındaki gerçek performansını analiz eden dinamik bir sistem sunuyor.
COVID-19 döneminde ortaya çıkan ve en gelişmiş sağlık altyapısına sahip ülkelerin dahi ağır kayıplar yaşamasıyla literatüre giren “Hazırlık Paradoksu”, mevcut değerlendirme yöntemlerinin yetersizliğini gözler önüne sermişti. Dünya Sağlık Örgütü tarafından kullanılan ve ülkelerin kendi beyanlarına dayanan SPAR sistemi, hazırlık düzeyini sabit göstergeler üzerinden ölçerken; Dr. Bulut’un geliştirdiği model bu yaklaşımı değiştirerek kriz anındaki reaksiyon hızı, adaptasyon kapasitesi ve sistem esnekliğini merkeze alıyor. Böylece ülkelerin kağıt üzerindeki kapasitesi ile sahadaki gerçek performansı arasındaki fark daha net şekilde ortaya konulabiliyor.
Araştırma kapsamında, DSÖ Avrupa Bölgesi’nde yer alan 34 ülke 2020-2024 yılları arasında detaylı şekilde incelendi. Çalışmada Oxford Üniversitesi, Dünya Sağlık Örgütü ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı veri setleri birlikte kullanılarak pandeminin farklı evrelerinde ülkelerin performansını belirleyen faktörler analiz edildi. Elde edilen bulgular, pandeminin her aşamasında farklı dinamiklerin öne çıktığını ortaya koydu.
Pandeminin ilk yılı olan 2020’de güçlü laboratuvar ve sürveyans altyapısına sahip ülkelerde vaka sayılarının yüksek görünmesi, bir başarısızlık değil, daha etkin tespit ve raporlama kapasitesinin sonucu olarak değerlendirildi ve bu durum “Tespit Paradoksu” olarak tanımlandı. 2021 ve 2022 yıllarında ise Delta ve Omicron varyantlarının etkisiyle pandemi yalnızca bir sağlık krizi olmaktan çıkarak ekonomik ve toplumsal boyutları olan çok katmanlı bir sürece dönüştü. Bu dönemde teknik kapasitenin tek başına yeterli olmadığı, ülkelerin başarısında ekonomik dayanıklılık, toplumsal uyum, kurumsal güven ve yönetim kapasitesi gibi unsurların belirleyici olduğu ortaya kondu.
2023 ve 2024 yıllarında pandeminin daha yönetilebilir bir aşamaya geçmesiyle birlikte dinamikler yeniden değişti. Ülkelerin performansını artık hibrit bağışıklık düzeyi, uzun COVID’in yarattığı sosyal ve ekonomik etkiler, sağlık sistemlerinin yorgunluğu ve kriz yönetimi tecrübesi gibi daha karmaşık faktörlerin belirlediği tespit edildi. Dr. Bulut’un geliştirdiği model, bu değişken yapıyı analiz edebilen esnek yapısıyla klasik yöntemlerden ayrışarak literatürde önemli bir boşluğu doldurdu.

Çalışma, biyogüvenlik alanında dünyanın önde gelen akademik yayınlarından Journal of Biosafety and Biosecurity tarafından doğrudan davet edilerek yayımlandı ve “özellikli makale” statüsüyle uluslararası literatürde yer aldı. Bu gelişme, Türk akademisinin küresel ölçekte metodolojik katkı sunma kapasitesinin güçlü bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Geliştirilen model, yalnızca akademik bir başarı olmanın ötesinde, gelecekte ortaya çıkabilecek pandemilere karşı politika yapıcılar için önemli bir rehber niteliği taşıyor. Model, ülkelerin sadece sağlık altyapılarını güçlendirmelerinin yeterli olmadığını; aynı zamanda ekonomik yapılarını, toplumsal dayanıklılıklarını ve kurumsal kapasitelerini de geliştirmeleri gerektiğini ortaya koyuyor. “Çift yönlü yatırım” yaklaşımı olarak tanımlanan bu strateji, krizlerin ilk şokuna karşı teknik kapasiteyi artırırken, uzun vadede sistemik dayanıklılığı sağlayacak unsurlara da eş zamanlı yatırım yapılmasını öngörüyor.
Dr. Tevfik Bulut, geliştirdiği modelin temel yaklaşımını “hazırlığın sabit bir hedef değil, sürekli güncellenmesi gereken dinamik bir süreç olduğu” şeklinde özetlerken, gelecekteki salgınlara karşı en güçlü savunmanın kriz anında hızlı adapte olabilen sistemler kurmak olduğunu vurguladı. Yükseköğretim Kurulu tarafından “Nitelikli Araştırmacı” statüsüyle desteklenen bu çalışma, Türkiye’nin bilimsel üretim gücünü uluslararası alanda görünür kılarken, küresel sağlık güvenliği alanında yeni bir referans noktası olarak öne çıkıyor.
Araştırmanın Tam Metnine Erişim İçin: Dr. Tevfik Bulut’un Journal of Biosafety and Biosecurity dergisinde açık erişim statüsüyle yayımlanan çalışmasının tam metnine ve detaylı bilimsel verilere şu bağlantıdan ulaşabilirsiniz: https://doi.org/10.1016/j.jobb.2026.02.001
Kaynak: SHA
Covid-19, Dr. Tevfik Bulut, Dsö, Pandemi
SAVUNMA GAZETESİ